Firmaya Aidiyet Olur mu ?

Aidiyet bir kişiye, bir topluma, bir aileye mensup olma diye adlandırılıyor. Her canlı ait olduğu yerde kendini daha mutlu hisseder. Bir başka deyişle kişi mutlu olduğu yere aittir.




İktisadi olarak bakıldığında insan boşta olan zamanını değerlendirmek için firmaya kiralar ve paranın işin içine girdiği durumlar aidiyeti öldürür.


Dini kurumlarda cemaate üye olmaları için para verirseniz kimse gelmez veya para için kimse ibadet etmez, halk örgütlerine üyelik para karşılığı yapılırsa anlamı değişir, terör örgütleri aylık maaş ile kendilerine savaşçı toplayamazlar, siyasi parti üyelerine para verirseniz kapı kapı gezdirip oy toplayamazsınız bunlar kişilerin bir şeye kendilerini adamak, bozuk düzeni toparlamak, bir işe yaramak için kendi seçimleri olduğuna inandıkları hayatta kalma yöntemleridir.


Örnek: Asya ülkeleri insanları özellikle Japonlar yerde bir çöp bulduklarında alıp çöpe atarlar, çöplerini 5 farklı şekilde ayırıp çöpe atarlar, ağaç ve yeşili korurlar bu onlara terapi olur ve huzur bularak uzun yaşarlar.


Bizim ülkemizde huzur eşittir iş gücü kaybı, tembellik olarak algılandığından "insana ne kadar verirsen o kadar ister" genel mottomuz. Cemaat, yardım kuruluşları, halk örgütleri, doğa koruyucuları hep işi ticarete dökme derdinde olduğundan stres döngüsüne girmekten kurtulamıyoruz.


Profesyonel iş hayatında da bu kavram komik gelebilir çünkü firmanın size karşı duygusal bir bağı olmadığından sizinde firmaya karşı duygusal bağ kurmanız saçma olarak kabul görür.


Aidiyet kuruma değil patrona veya yöneticiye duyula bildiğinden patron şirketleri başlangıçta çok hızlı ve kaliteli ilerlerler. Sayı 30 kişiyi bulduğunda yönetim zorlaşır aidiyet yerini dedikodu ve nefrete bırakır, bu durum ise işçi sirkülasyonuna döner. Sirkülasyon ve dedikodu bir defa başladı mı ya yöneticiyi değiştirirsiniz yada yönetim şeklinizi sirkülasyona göre ayarlarsınız.


Başarılı şirketlerin demeyeceğim ama başarılı şirket içi departmanlara baktığımda yöneticiye duyulan aidiyet ve saygının müthiş etkili olduğunu görüyorum. Bu yöneticiler diğer yöneticileri karşılarına alıp kendi personellerine imtiyaz koparabilen panter kişiliklerdir.


Mesela kendi birimine oyun konsolu, çay, kahve makinesi aldırtan, senelik izin hakkını personeli isterse para olarak verdirebilen, maaşının iki katına kadar şirket hesabından kredi çekmesine izin veren, personeli toplayıp eğlenceli (zaruri değil) aktiviteler yapabilme becerisine sahip bir yöneticiye duyulan aidiyet ve saygı iş kalitesini çok arttıracaktır. Bu tarz insanlar üzerinde saygı duygusu oluşturan güçlü bir kişiliğin, saygısını akıllı bir personeli kaybetmek istemez. Şöyle bir sorun kesin olacaktır çok eleman sirkülasyonu olan bir yönetici ile bu yönetici nasıl anlaşır.


Otelcilikte bu çok fazla olur. Bir genel müdür işten ayrıldığında ve başka bir otele başladığında sırasıyla F&B müdürünü, Finans müdürünü, Satış ve Satın alma müdürlerini yeni başladığı firmaya getirir.


Kısaca özetlemek gerekirse Şirkete aidiyet yoktur, yöneticiye aidiyet olabilir bu da bu yöneticinin ne kadar idealist olduğu ile alakalıdır. Çünkü çoğu firma bu tarz davranışları çok hoş görmeyebilir. Türkiye’de bunu başarabilen iki firmada çalışmıştım eve bile gitmek istemiyorsunuz iş hayatınız çok daha zevkli oluyor. Yöneticilik yaptığım yıllarda ve Bilişim Center adında eskiden işlettiğim şirketimde ilişkilerim bu şekildeydi ve bu insanlar ile halen görüşürüm en sıkı dostlarım onlardır.


5 görüntüleme

© 1997 by Ferhat YILDIZ. created with QUARYUM